İnsan ne kadar gelişmiş, eğitilmiş ve sosyalleşmiş olursa olsun, halen davranışlarının temelinde genetik özelliklerinin ana etken olduğu kanısındayım. Bir yerde mantık duruyor, içgüdüler devreye giriyor. Mantığın hakim olduğunu, herkesin çıkarına göre davrandığını varsaydığımız iş yaşamında da durum farklı değil. Bir yerde mantık duruyor, duygular öne çıkıyor.
Büyük işlerde kararlar birçok süzgeçten geçtiği için rasyonel alınıyor. Küçük işlerde girişimci tek başına karar verdiğinden, başarısı kişilik özelliklerine, duygusal durumuna, içgüdülerini kullanabilmesine fazlasıyla bağlı oluyor. Girişimcinin eğitimi, deneyimi, parası iş için yeterli olsa bile, işi huyuna uygun değilse başarılı olamıyor. Tüm dünyada küçük girişimcilerin yarısının ilk beş yılda batması da muhtemelen bundandır.
Küçük girişimcileri iş kurarken, işletirken, devrederken tanıdım, başaranlar kadar, başaramayanları da gördüm. İşini batıran girişimcilerin iş öykülerini izlediğimde, batışa götüren adımların belli aşamalar geçirdiğini, batan çoğu kişide aynı sırayla aynı aşamaların yaşandığını gördüm.
Bu aşamaların farklı kültürlerden girişimcilerde hep aynı sırayla tekrarlanması, nedeninin genetik olabileceği şüphesini uyandırdı. Psikolojide geçen, Elizabeth Kubler-Ross tarafından “inkar, öfke, pazarlık, depresyon, kabul” olarak sıralanan tüm insanların yaşadığı kederin beş aşaması da öyle değil mi, kültürden kültüre fark göstermiyor, insan böyle davranıyor. Ben de gözlemlediğim tüm girişimcilerde ortak olan, batışın beş aşamasını çıkardım.

1-HAYAL Batan girişimcilerin birinci ortak yanı, hayalci olmaları ve hayallerinin peşinden gitmeleri. Girişimciliğin şartı hayal kurmak, ama batanların attığı ilk adım da bu. Hayal kurmayanlar da var, onlar sıradan işler yapar, ama çoğunlukla batmazlar. Hayal kuranların bazıları büyük işler başarır, ama hayalden yola çıkanların çoğu batar. Girişimcilerin ortak genetik özelliği hayalci olmaları, ama hayal gerçeğin önüne geçerse batış başlar.

2-İSRAF Batanların ikinci
ortak adımı, işe aşırı israfla başlamaları. Tedbirli girişimciler işten
kazandığını veya ancak gereken kadarı işe yatırır, kazandıkça işi geliştirir.
Batmaya eğilimli olan “yapmışken tam olsun” der, en kapsamlı yatırımı yapar.
Esasen işe inancı ve kendine güveni onlara bunu yaptırır. Sonuçta koca tesis
Mısır piramidi gibi kalır, devralacak birini bekler, görene “bunu yapanda hiç
akıl yokmuş” dedirtir. Akıl var da, o tehlikeli genetik eğilim bu hatayı
yaptırıyor.

3-ISRAR Batanların üçüncü
ortak adımı, ısrarcı olmaları. İşten beklenen sonuç makul sürede sağlanamasa
bile, girişimci ısrarla üstüne gider, zamanını ve parasını harcar, işlerin
düzelmesini umar ve bekler. Bu dönemde etrafına “her şey çok güzel olacak” der,
umut verir. Adeta kendinin haklı olduğunu herkese ispat etmeye çalışır.
Tedbirli girişimciler de bazen tutmayacak işlere girerler, ama bir süre deneyip
sonuç alamazsa ısrar etmez, o işten çekilirler. Israr olmadan başarı gelmez,
ama fazla ısrar da kaynakları tüketir. Israrcılık girişimcilik için gerekli bir
genetik özellik, ama nereye kadar yararlı, nereden sonra zararlı olduğu duruma
göre değişiyor.
4-İNKAR Batmanın dördüncü
adımı, işin yürümeyeceği açıkça belli olsa, etrafındaki herkes bunu yüzüne
söylese bile, girişimcinin bunu reddetmesi. Kendine inanmak, güvenmek, motive
edebilmek, başarılı girişimcilerde bulunması gereken bir genetik özellik. Ama
iş yürümediğinde bunu inkar etmek tehlikeli. Bu aşamaya gelen girişimci umudunu
bir kurtarıcıya bağlıyor. Büyük sipariş için teklif veriyor, ciddiye
alınmadığını görmüyor. İşini devretmek için ilan veriyor, şartları zorladığı
için alıcıyı kaçırdığını görmüyor. Ortak bulmak için sağa sola haber salıyor,
şansı olmadığını görmüyor. Tanıdıklarından borç istiyor, kendisine
güvenilmediğini görmüyor. Panik halinde emlakçisini, bankasını, aracısını,
tanıdığını her gün arıyor, soruyor. Bu evrede giderek yalnızlaşıyor, herkes
durumun vahametini görüyor, bir tek o göremiyor. Zararın neresinden dönsem
kardır diyemiyor. Batıştan önceki son çıkışı da kaçırıyor.
5-KABUL Batmanın beşinci
adımı, durumu mecburen kabullenme aşaması. Batana kadar dört aşamayı yaşamış
olanlar, ancak güçleri tükendiği, yapacak şeyleri kalmadığı zaman gerçeği kabul
ediyorlar. İcra memuru geldiği, ev sahibi tahliye istediği, tedarikçileri
sevkiyatı durdurduğu, zabıta dükkanını kapattığı, elemanları bırakıp kaçtığı
zaman battığını anlıyor. Bu aşamada genetik bir durum yok, tamamen teknik,
zaman dolunca hakem düdüğü çalıyor.
Bu aşamaları hiç yaşamamak mümkün değil, hayal kurmadan iş kurulmaz, yatırım yapılmadan iş başlamaz, ısrar olmadan başarı gelmez. Ama işinizde yaşadıklarını yukarıdaki sıralamaya fazlasıyla benziyorsa, siz durumunuzu göremiyor ve bir felakete sürükleniyor olabilirsiniz.

Girişimci gücünün ve kaynaklarının işin
gereklerine yetip yetmeyeceğini bilemez, bunu zaman gösterir. Çoğu girişimcide
bulunan özgüven, bağımsızlık duygusu, başarı hırsı, kararlılık gibi huylar
yüzünden yetmediğini göremez. Duruma dışarıdan bakan, girişimcinin
potansiyelini anlayan, işin gereklerini bilen deneyimli biri bunu görür.
Danışmanlık almak, deneyimli insanlara danışmak, yönetim kuruluna dışarıdan
deneyimli kişileri almak, bu açıdan yarar sağlıyor. Girişimciye bilmediğini
değilse bile görmediğini söylüyor.
F&M danışmanlık anlayışının temelinde girişimcinin genetik özelliklerini anlamak ve herkese kendi potansiyeline göre öneride bulunmak yatıyor. Franchise alanlar genellikle işe yeni başlayan girişimciler olduğu için, önceliği çok kazanmaya değil, batmamaya veriyoruz. Eğitimlerimiz, girişimcilik testlerimiz ve franchise koçluğumuz girişimcilerin önce “batmayacağı işi seçmesini”, sonra “para kazanmasını” hedefliyor.
Hititlerden kalma bir
dua “Tanrım, bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için cesaret, değiştiremeyeceğim şeyleri
kabul etmek için sabır, ikisi
arasındaki farkı bilmek için akıl ve
beni aşkın körlüğünden ve yalanlarından koruyacak dostlar ver” diye biter. Her şeyi Tanrıdan beklemek olmaz, deveyi
sağlam kazığa bağlamak gerek. Hitit duasının sonundaki “aşkın körlüğü”,
girişimcinin ruh haline çok benziyor. Girişimcinin hayal, israf ve ısrarın ne
kadarı başarmak için gerekli, ne kadarı batmak için yeterli, bunu içeriden bakan
göremez, dışarıdan bakıp söyleyen bir danışman gerek.
/file