FRANCHISE ANKETLERİ
Franchise sistemi ülkemizde hızla yaygınlaşıyor, önemi ve yararı günden güne daha iyi anlaşılıyor. Derneğimiz UFRAD’ın bu gelişmede önemli bir payı var. 1991 yılından bu yana yurt çapında fuarlar, franchise dergileri, televizyon programları yapıldı, eğitimler verildi. üniversitelere ve iş dünyasına yönelik konferanslar, paneller, seminerler düzenlendi. Görsel işitsel ve basılı yayın organlarında çıkan haberler, röportajlar, makaleler ise sayısız.
Kuruluşundan bu yana içinde olduğum, yönetiminde ve birçok projesinde aktif rol aldığım için bana sanki çok şey yapıyormuşuz gibi geliyor. Ama bunca çaba ve tanıtımdan sonra halen konuştuğum girişimcilerin hiç bilmediklerini veya çok farklı algıladıklarını görebiliyorum. Franchise denince herkes başka bir şey anlıyor. Kimi garantili iş, kimi kolay para, kimi sihirli formül, kimi haksız kazanç gibi görüyor. Ben genelde anlatan tarafta olduğum için, belki tek yanlı bakıyorumdur dedim, iletişimcilerin vurguladığı gibi, “algı gerçektir” diyerek nasıl anlaşıldığını öğrenmek istedim.
Franchise & More internet sitemize tartışmalı gördüğüm konularda anketler koyduk. Sitenin haftalık ziyaretçi sayısı bin civarında gezdiği için genelde bir hafta, yeterli katılım sağlanmayan durumlarda iki hafta görüş topladık. Site ziyaretçilerinin hemen hepsi franchise ile ilgilenen kişiler. Sonuçlar bana ilginç ve sağduyuyu yansıtıyor göründü.
Nisan ayındaki ilk anketimizde, “Franchise alırken yerli mi yabancı mı marka seçersiniz” diye sorduk. Katılımcıların yarısı yerli derken, yarısı yabancı dediler. Ancak bu arzulananı göstermiş olmalı, çünkü yerliler franchise markası ve açılan işletme olarak açık ara öndeler. Ama yerli markaların arzulanma oranının yükselmesi için belli ki daha yapılması gereken çok şey var.
Mayıs’ta “Franchise giriş bedeli hakedilmiş bir ücret
midir” diye sorduk. Yarıdan biraz fazlası alınan bedeli haklı görürken,
yarıya yakını bedel ödemeyi yanlış buluyor. Yılların deneyimini aktarmayı,
kabul görmüş bir markayı kullanma hakkını, bilmediği işe hemen başlama
fırsatını neden bedelsiz almak isterler? Boş dükkana hava parası vermek normal
karşılanır ama, markaya para vermek haksız bulunur. Sanırım bu bir algı ve hazım
sorunu. Tabi bazı markaların istedikleri bedeli gerçekten hak etmediklerine ben
de katılıyorum ama bunlar azınlıktalar.
Ertesi hafta, kiraları en lüks caddeleri bile katlayan, ama girmek için birbirimizi yediğimiz alışveriş mekanlarını sorguladık. “Alışveriş merkezleri sizce doğru tercih midir” sorumuza beş kişiden sadece biri "gözü kapalı evet" dedi. Gerçi "kesinlikle girmemekten yana" olan her on kişiden sadece biriydi ama, dikkatli yaklaşmak ve mümkünse içeride olmak gerektiği konusunda büyük çoğunluk bizimle hemfikir. Uygulamada alışveriş merkezleri arasında da bekleneni veremeyenler olduğu görülüyor.

Bir diğer tartışmalı
konu, merkezi satın almanın avantaj mı yoksa yük mü olduğudur. “Franchise almak tedarikte tasarruf sağladı
mı” sorumuza çoğunluk "evet" dedi. "neredeyse aynı" ve "daha
pahalı alıyorum" diyenler aynı sayıdaydı. Anketin sonucu genelde olumlu
ama franchise verenler arasında franchise alanlarını "sistemin esiri"
sananlar hala var.

Franchise alanlar arasında kısa bir araştırmadan sonra tek bir markaya kilitlenen çok girişimci tanıdım. “Franchise alma kararınızı nasıl verdiniz/verirdiniz“ sorusuna. büyük çoğunluk "Detaylı araştırma ile" dedi. "Arkadaş tavsiyesiyle" diyenler azınlıkta kaldı, "Gördüm, beğendim, aldım" diyense çıkmadı. Bu sonucu sevindirici buluyorum ama pek inanmıyorum. Sanırım bizim sitenin ziyaretçileri araştırmacı kişilerden oluştuğu için anketimiz biraz yanlı sonuç verdi. Tabi ki doğrusu iyi araştırmak, parasını ve zamanını bağlamadan önce detaya inmek.
Haziran’da basındaki Türkçe kullanma tartışmalarını anketimize taşıdık. “Yerli zincirlerin markaları Türkçe mi, yabancı dilde mi olsun” diye sorduk. %80 "yerli marka Türkçe olmalı, kimliğini ortaya koymalı" derken %20 "Yabancı marka olmalı, dünyaya kolay açılmalı" görüşünü savundu. Üçüncü seçenek olarak sunduğumuz "yabancı havalı yerli isimler hoş duruyor" ifadesine ise hiç kimse katılmadı. Oysa sokakta durum farklı. Yabancı dilde yerli marka çok. Örneğin ayakkabıcılar kulağa İtalyan ustası adı gibi gelen markaları seviyor. Dönerci Dönerchi yazdığı, sabuncu Saboon dediği zaman dünyanın onu daha iyi anladığını sanıyor. Urfalılar şehrin eski adı Edessa’yi marka olarak sık kullanır, ben Şanlıedessa diyeni de gördüm. Ama soyadı Altıntaş olan esnafıın Goldstone tabelası asması herhalde bu konuda son noktadır. Anketimiz bunların modasının geçtiğini söylüyor, ilgililere buradan duyurulur.
Franchise sisteminin
olmazsa olmazı, sistemli çalışmak. Bunun da başta gelen aracı işletme el
kitabı. Yabancıların bu konudaki disiplininin yerli firmalarca pek
paylaşılmadığını gördüğümden, “yerli
zincirlerde el kitabı verimli kullanılıyor mu” diye sorduk.
"kesinlikle çok yararlı, olmasa işler aksar" diyenlerle, "el
kitabı var ama pratik değil ve kullanılmıyor" diyenler aynı oranda çıktı.
Küçük bir azınlık da "eğitim var ama el kitabı yok, gerek de yok" dedi
çıktı işin içinden. Görünen o ki, franchise markalarımızın dünya markalarıyla
boy ölçüşmesi için önce yarıdan fazlayı kapsayan kolaycı zihniyetin değişmesi,
franchise disiplininin yerleşmesi lazım.
Mayıs’ta çıkan tüketici yasasının etkisini ve bilinirliğini ölçmek için “Franchise işletmelerde tüketici haklarınızın güvencede olduğunu düşünüyor musunuz” diye sorduk. %85 "Franchise işletmelerde içim rahat alışveriş ederim", %15 "Müstakil işletmelerden farkı yok, hepsinde aynı sorunlar var" dediler. Zamanla tüketici haklarımızın bilincine varacağız, insanımız markaya değil yasaya güvenecek, o zaman da bu güveni zaten hak eden franchise markaları ciddi şekilde öne çıkacaklar.
Zincir marketler mahalle bakkalından daha ucuz olma savaşında.
Gyim zincirleri ise bazen ucuz olmayı, bazen pahalı kalmayı seçiyorlar.
Markanın “mark-up” denen “daha pahalı olma hakkı” her zaman vardır. Fiyatı düşürüp
pazar payını artırmak veya az ve pahalı satmak markanın tercihidir. Yiyecek
sektöründe tüketicinin beklentisini ölçmek için Temmuz ayında “Fast food zincirlerinde fiyatların,
bağımsız işletmelerdeki benzer ürünlere göre nasıl olmasını beklersiniz”
diye sorduk. Yarıdan fazlası, daha pahalı olmasını normal karşıladı. Yaklaşık
her üç kişiden biri ise markalı ve kaliteli gıdanın daha ucuz olmasını
bekliyor. Sanıyorum devletçilik döneminin tanzim satış mağazalarının etkileri
sürüyor. Nitekim bazı pizza zincirlerinin ucuz olması sanırım tanzim
satışçıların beklentisini körüklüyor.

Yabancı markaların Türkiye pazarındaki başarısını görünce, bizim markalarımızın da dünya pazarlarında benzer başarılarını arzuluyorum. Ürün esaslı konfeksiyoncu ve mobilyacılar bunu başardılar. İşletme esaslı franchise markalar için aynı şeyi söylemek zor. “Yerli zincirlerin yurt dışına açılmaları halinde yaşayacakları en büyük sorun sizce hangisi” diye sorduk. Katılanların yarısı en büyük zorluk "yabancı müşterilerin beğenisini kazanmak" diye düşünüyor. Bunu "işletme sistemini yabancı rakipler düzeyine yükseltmek" ve "yabancı yasa ve standartlara uyum sağlamak" izliyor. Aslında İatanbul pazarı önemli bir sıçrama tahtası. Burada beceren, dışarıda da başarır.

Ağustos ayında “Başarılı yerli zincirlerin en kolay açılacağı pazar hangisidir” diyerek hedef sorduk. Her üç kişiden ikisi "Doğu Avrupa / Rusya" dedi. Nitekim franchise markalarımızın ilk hedefi genelde tüketimi yeni tadan kuzey komşularımız oluyor. Amerika’nın ikinci sırada çıkması da ilginç geldi. Yeniliklere açık, büyük bir pazar.

Ülkemizde özellikle ürün franchise edenler sistemlerini franchise değil bayilik olarak tanımlıyor. Buna karşın franchise sisteminin birçok disiplinini uyguluyorlar. “Mağaza zincirleri franchise mı bayilik mi sayılır” anketimize her üç kişiden ikisi "bayilikten daha fazla disiplin var ama tam franchise sayılmaz" yanıtını verdi. Yapılan işi franchise olarak görenler azınlıkta kaldılar. “Bayi” kavramı sanırım halen insanımıza daha tanıdık ve yakın geliyor.

Franchise az risklidir
ama, ticarette risksiz iş olmaz. “Franchise
alıp başarısız olan tanıdıklarınızın başarısızlık nedeni neydi” sorumuza
enteresan şekilde büyük çoğunluk işletmecinin dışında nedenler sıraladı. "Yer
seçimi hatası" dendi, "Ekonomideki olumsuzluklar" dendi, "Franchise
verenin yetersizliği" dendi, ama çok azı hatayı “franchise alanın
yetersizliği” olarak gördü. Bence başarısızlığın nedenini biraz da işletmecide
aramak lazım. Sevindirici olan, "Franchise verenin kötü niyeti"
seçeneğine katılan hiç kimsenin olmamasıydı.

Franchise sistemleri ülkemizde halen yeterince bilinmediği
için sektörde deneyim kazanmış yöneticiler rağbet görüyor, transferler sık
yaşanıyor. Yerli ve yabancı firmaların kurum kültüründe ve çalışma
tarzında oldukça belirgin farklar var. Yabancılar kitapta yazanı uygulama,
yerliler işi bitirme peşinde. “Hangi tür
franchise yöneticileri daha başarılı oluyor”
sorumuzla bu konudaki görüşleri aldık. En başarılı görülenler "kendi
markasını yöneten girişimciler" oldu. "yabancı zincirlerde uluslar
arası deneyim kazanan profesyoneller" ve "yerli zincirlerde ülke
deneyimi kazanan profesyoneller" eşit oy aldılar.

Eylül ayında irdelediğimiz konu, doğru yeri bulmak için nasıl çalışılması gerektiğiydi. Benim gözlemim, yabancıların önceden para harcayıp, ekip kurup, aktif arayışa girdiği, yerlilerinse iyi yer sadece bulduğu zaman bedel ödemeye hazır olduğu şeklinde. Franchise alanlardan medet uman çok. Emlakçılara haber salıp her çağırana koşmak yaygın. “Franchise verenler yer bulma konusunda nasıl çalışmalı” sorumuza gelen yanıtların yarıdan fazlası "kendi içinde emlak departmanı oluşturmalı" idi. Bunu "franchise alacaklar kendi yerlerini bulmalı" izledi. "Emlakçılarla çalışmalı" ve "sahipleri veya tepe yöneticileri kendi dolaşmalı" seçenekleri az yandaş buldu..
Dekorasyon standartlarının nasıl uygulanacağı konusunda da görüşler
ayrılıyor. “Franchise zincirlerin
dekorasyonu nasıl olmalı” sorumuza %36 "her yerde tek tip
olmalıdır" derken, %64 "aynı tarzda
farklı dekorasyon olabilir" dediler. Korkarak koyduğumuz "önemli olan
tabela ve üründür, dekor değişebilir" seçeneğine ise çok şükür rağbet eden
olmadı.
Franchise alanlarla verenler arasında sürekli çekişme konusu olan bir geliri, “Franchise zincirlerin toplu aldığı sponsorluk bedelleri nasıl paylaşılmalı”diyerek sorguladık. Site üyelerimizin çoğu franchise alanlar olduğundan, ankette de üçte iki çoğunluk franchise alanlardan yana çıktı. Aslında doğrusu da bu, ama uygulamada bal tutan parmağını yalıyor, franchise verenler çoğunlukla üste çıkıyor.
Franchise & More anketleri her hafta yeni sorularla devam ediyor. Geçmiş anketleri incelemek ve yenilerine oy vermek için www.franchisemore.com sitesini ziyaret edebilirsiniz.