CAPITAL DERGİSİ - EBRU FIRAT
1999 ve 2000 YILLARINI FRANCHISE SEKTÖRÜ VE FİRMANIZ AÇISINDAN DEĞERLENDİRİR MİSİNİZ
1998 yılında vergi yasasıyla başlayan durgunluk, tüm sektörleri olduğu gibi, franchise verenleri ve almak isteyenleri de olumsuz etkiledi. 1999, önce seçimlerin beklentisiyle beklemeye girdi, sonra deprem şoku geldi.
Türk ekonomisi için geçmişte yaşanan olumsuzlukların artık dağılmakta olduğunu düşünüyoruz. Kredi notlarının yükseltilmesi, enflasyonun düşme eğilimine girmesi, kapasite kullanım oranının artması gibi rakamsal göstergelerin dışında, hükümetin her şeye rağmen uyum içinde sürmesini, eleman arayanların ilanlarının çoğalması, iş kurmak isteyenlerin artması, uzun vadeli kredilerin çoğalması gibi göstergeleri de olumlu sinyaller olarak görüyoruz.
Türkiye dünya ile hızlı bir entegrasyon sürecinde. Dünya bizimle iş yapmak istediği için, piyasamızın hızla liberal ekonomiye geçeceğine ve yasal sistemimizin de buna uyum sağlayacağına inanıyoruz.
Firmamız açısından ise fazla olumsuz bir etkilenme olmadı. Bizim projelerimiz yaklaşık bir yıllık bir süreç aldığından, elimizdeki işleri sürdürdük. Fakat 1999 için hızlı bir gelişme bekliyorduk, bunu yaşayamadık. 2000 yılı için bu gelişmenin sinyallerini alıyoruz. Gerek bize gelen başvurulardan, gerekse piyasaya yeni giren firmaların çokluğundan bunu görmekteyiz.
FAALİYET ALANLARINIZI TANIMLAR MISINIZ
Franchise & More olarak ana işimiz, franchise veren firmalara danışmanlık yapmak. Onların yurt içinde ve dış pazarlarda başarılı olabilmeleri için altyapılarını güçlendirmek, kadrolarını oluşturmak, sistemlerini kurmak. Bayilik sistemi ile çalışan firmaları franchise sistemine adapte etmek.
Danışmanlığın yanı sıra, franchise veren firmaların franchise pazarlama ve halkla ilişkiler işini de komple üstlenebiliyoruz. Bu durumda adayları arama, seçme, mağaza/restoran yerinin seçimi, franchise anlaşmasının müzakeresi ve imzalatılması da tarafımızdan yapılıyor.
Franchise alanlara ise kuruluşumuzdan bu yana prensip olarak ücretsiz danışmanlık veriyoruz.
Diğer bir faaliyet alanımız ise eğitim. Eğitim birimimiz, üç ayrı paket program uyguluyor: Franchise verenlere bir günlük seminerler, franchise alanlara bir günlük seminerler ve franchise sektörü çalışanlarına 8 haftalık kurslar. Bunlar UFRAD desteği ile yapılıyor. Kursların organizasyonunu ise Deulcom yapıyor. Bunun dışında danışmanlık verdiğimiz firmaların ve satış noktalarının çalışanlarına da ihtiyaçları doğrultusunda eğitim veriyoruz.
İstanbul merkezimizin yanı sıra Ankara ve İzmir temsilciliklerimizle tüm yurtta franchise sistemini kullanmak isteyen firmalara hizmet vermeye çalışıyoruz.
FRANCHISE SİSTEMİNİN TÜRKİYE’DEKİ GELECEĞİ HAKKINDA DÜŞÜNCELERİNİZ
Franchise, Türkiye’nin çok yakın gelecekte çok sık duyacağı bir kavram olacak. İki kanaldan gelişmesini bekliyoruz.
Halen ürünlerini pazarlamak için bayilik sistemi kurmuş olan firmalar, tabela birliği, standart dekorasyon, toplu reklam gibi franchise yöntemlerini zaten kullanıyorlar. Satış noktalarında sundukları hizmetler ve personelin yaklaşımı ise çok farklı olabiliyor. Oysa tüketici gözünde “kurum” imajı kazanmak için buralardaki hizmetin ve sunuşun da standart olması şart. Bu da ancak eğitim ve denetimle sağlanır. Yani yarım franchise yaparak kardan zarar ediyorlar. Tam franchise olduklarında birden farklı bir imaja kavuşacaklar. Ya bunu bir an önce yapacaklar, veya rakipleri yaptığında ikinci sınıf kalacaklar.
Halen bir veya birkaç işletmede “markalı” hizmet sunan köfteci, börekçi, tatlıcı, balıkçı, muhasebeci, market, vb. gibi işletmeler ise, tek başlarına daha fazla yayılamayacaklarını zaten görmüş durumdalar. Bunların franchise tekniklerini kullanmaları, gereken ilk yatırım nedeniyle biraz daha zor ama, gelişme sürecinde makul fiyatlarla pazarlar ve destek vermek için çaba gösterirlerse başarılı olup yüzlerce noktaya markalarını yazdırmamaları, hatta yurt dışına yayılmamaları için bir neden yok.
Bizim müşterilerimiz arasında her iki türden de firmalar var. Franchise uygulamalarında da gayet başarılılar.
FRANCHISE SİSTEMİ TÜRKİYE’YE NE KAZANDIRIR
Her şeyden önce tüketiciye hak ettiği kaliteli ve eksiksiz hizmeti, malına sahip çıkan satıcıları, modern ve sağlıklı alışveriş ortamlarını kazandırır.
Devlete ise, düzenli ve yasal çalışma sonucu vergi geliri kazandırır.
DEVLETİN FRANCHISE SİSTEMİNE DESTEĞİ NE OLABİLİR
Franchise veren firmaların devletten beklediği aslında fazla değil. Franchise sistemler, düzenli çalışır, tüm vergilerini, sigortalarını öderler. Bunların markasız rakipleri ise fiş kesmez, vergi vermez, sigorta ödemez, dolayısıyla haksız rekabet ederler. Devlet bunların da yasalara uymasını sağlasa yeter.
Bir de, hizmet sunan franchise işletmelerin de, aynen bir torna-tesviyeci, bir tekstil atölyesi gibi kolaylıkla Halk Bankası kredilerinden yararlanması gerek. Tüketiciye hizmet kalitesi sunan bu işletmeler, halen pahalı kredi veya leasing kullanmak zorunda kalıyorlar.
Franchise denince, genelde pahalı yatırımlar geliyor akla. Oysa tam tersi, 10.000 – 30.000 $ arasında yatırım gerektiren, her sektörden çok sayıda küçük işletmenin franchise olması gerek. Bunlar, markanın ve sistemin getireceği verimlilik ve prestij ile çok hızlı büyüyebilir, Türkiye’nin markaları olabilirler.