FRANCHISE KİME YARAR
Türk girişimcisi franchise ile tanışalı 40 yıl oldu. Türk zincirler AVM’leri, caddeleri, çarşıları doldurdu, dünyaya açıldı. Eskiden meşhur olan “şubemiz yoktur” diye övünürdü, şimdi en çok şubesi olan en güçlü marka olmakla övünüyor. Girişimcimiz artık markalı işlere yatırım yapıyor.
Milletçe azimliyiz, tehlikenin üzerine gideriz, kafamıza koyduğumuzu yaparız. Ama biraz fevriyiz, çabuk parlarız, planlı olduğumuz söylenemez. Girişimcimiz de aynı kumaştan, çoğu azimli, azı planlı. Azimlilerle planlılar rekabete girerse oyun sertleşiyor, herkes birden kaybediyor. Planlılar franchise verir, azimliler alırsa herkes birlikte kazanıyor.
Geldiğimiz durum bu, ya franchise vereceğiz, ya franchise alacağız.
Nasıl vermeli
Franchise veren işi bilmeli, rakiplerden üstün olmalı, dükkanı para kazanmalı, kazanmayan işi franchise vermemeli. Kazancı franchise veren, franchise alan, tedarikçi ve müşteri dengeli paylaşmalı, yoksa işin sürekliliği olmaz, zincir dağılır. Bu dengeyi kurmak franchise verene kalıyor, keser elindeyken kendine yontmamak basiret istiyor.
Zincirin güçlü ve başarılı olması için gerekenler şunlar. Markayı reklam ve kampanyalarla tanıtmalı. Yerleri doğru seçmeli, iş yapmayacak yerde açtırmamalı. Konsepti farklı, çekici olmalı. Operasyonu verimli olmalı, standartlarını eğitim ve denetimle korumalı. Ürün ve hizmeti rakiplerden üstün olmalı. Fiyatı makul tutmalı, çok satıp çok kazanmalı.
Franchise alanları kurtlar, kuzular, kuşlar diye ayırırız. Kurtlar işi bilir, destek almasa da başarılı olur. Kuzular işi bilmez, destek bekler, kurallara uyar, çok çalışır. Kuşlar işi bilmez, destek alsa da beceremez. Kurtlar kendi kazanır ama markaya kazandırmaz, kuzular hem kendi kazanır hem markaya kazandırır, kuşlar hem kendi kaybeder hem markaya zarar verir. Franchise almak isteyenlerin büyük çoğunluğu kuşlardır, onlarca başvurudan sadece birine franchise vermek normaldir. Her gelene verenin başı dertten kurtulmaz, seçmeyi bilen markasını kurda kuşa kaptırmaz.
Franchise veren girişimcinin kendi vizyonu olmalı, işi herkesten daha iyi yapmalı. Birilerini taklit ederek, birilerinden akıl sorarak, birilerine maaş vererek herkesten farklı olunamaz. Herkesin yaptığını yapan esnaf kalmalı. Fark yaratan franchise vermeli, başkalarına da kazandırmalı. Kendi ülkesinde başaran dünyaya açılmalı.
Nasıl almalı
İş dünyasında rekabet sert, bilmediği işe girenin işi zor, büyük zincirlerle rekabet edenin hiç şansı yok. Zincirin halkası olunca hayat kolaylaşıyor, müşteri geliyor, para kazanılıyor. Kendi adına hareket eden, her cephede birden savaşıyor, yoruluyor, işi öğrenene kadar para kaybediyor.
Franchise almak isteyen önce kendine bakmalı. İşin yatırımını, kazancını değil, kendi gücünü, huyunu, önceliklerini tartmalı. İş kurmak işe girmeye benzemez, girişimci sevdiği işi yaparsa yorulmaz, sevmediği işten para kazanamaz. Kendini değerlendirmek için iş dışında nasıl davrandığını düşünmeli. Korkunca çekilen, kızınca öfkeye kapılan, yorulunca vazgeçen perakendede zorlanır. Girmek istediği işi yapanlarla konuşmalı, günlük rutinini, zorluklarını, gereklerini anlamalı, yapamayacağı, sevmeyeceği işe girmemeli.
Franchise alan sektör ve markadan önce müşterisini seçmeli. Zor müşteri hizmet bekler, sürekli işin başında olmak, müşteriyle uğraşmak gerekir. Kolay müşteri ürünü alır gider, çalışanlar işi yürütür, müşteriyle uğraşmak gerekmez. İnsanlarla uğraşmaktan imtina eden girişimci, zor müşterisi olan işlere yatırım yapmamalı.
Franchise alan işteki rolünü seçmeli, ona göre yatırım yapmalı. Kendine yakıştırmadığı, altından kalkamayacağı işi üstlenmemeli. Patron olmak isteyen yüksek yatırımla geniş kadrolu iş kurmalı. Orta düzeyde yatırım yapan ekibin lideri olup işi yönetmeli. Az yatırım yapan işin başında durup bizzat çalışmalı. Rakamla ifade edersek, 250 bin $ üzerinde yatıran patron olur, 100-200 bin $ yatıran ekibin lideri olur. 50 bin $ altında yatıran işinin işçisi olur. İşine gereken zamanı ve eforu harcamayan girişimci kar edemez, yatırımı boşa gider.
