Skip to Content
← Yazılar Sayfasına Dön

Arasta Dergisi röportaj - Franchise hakkında

Osman Faik Bilge · 10/12/2011

Franchise sisteminin perakendecilere sunduğu avantajlar neler?

Markalı ürünlere alışan tüketiciler, artık her alanda markalı hizmet istiyorlar. Bu ise ancak zincir mağazalarda mümkün. Kendi zincirini kurmaya gücü yetmeyen, franchise almak durumunda.

Franchise almanın başka birçok avantajı daha var. Öncelikle franchise verenin deneyimi ile doğru seçimlerle işe başlıyor, girişimci işe uygunsa franchise veriliyor, doğru yer seçiliyor, yatırım beklenen karla uyumlu planlanıyor,  ürün çeşidi ve fiyatı müşteriye göre belirleniyor. Bilmediği işe hızlı bir eğitim ve güçlü bir destekle girmek, emsalleri ile karşılaştırabilmek, maliyet ve kalite açısından sürekli denetlenmek, kolay ve uygun tedarik yapabilmek büyük kolaylık sağlıyor. Hizmet markalı olduğu için fiyat biraz yükseliyor, işletme zincir olduğu için maliyet biraz düşüyor, böylece hem franchise alan, hem franchise veren kazanıyor.  

 

Bu sistemin riskleri var mı?

Her işin riski var. Franchise işletmeler ortalamada müstakil işletmelere göre on kat daha dayanıklı. Müstakil işletmeler tüm dünyada 5 yılda %50 oranında kapanır. Amerika’da franchise işletmelerde 5 yılda kapanma oranı %5.

Ancak bu istatistik aynı zamanda franchise almanın en önemli riskini oluşturuyor. Çok sağlam iş gibi göründüğü için girişimcilerde güven uyandırıyor. Bu güveni kötüye kullananlar çıkıyor. Bunlara inanıp yetersiz marka, bilgi ve sermaye ile işe girenlerin batma oranı %100.

, gerçek hayatta ateş düştüğü yeri yakıyor. Onun için franchise almak isteyen bazı şeyleri çok iyi incelemek zorunda.

 

Franchise seçerken neleri göz önünde bulundurmak gerekir?

Franchise alacaklara önerim, kendilerini, sektörü ve markayı çok iyi incelemeleri. Nasıl inceleyeceklerinin detaylarını www.franchisemore.com sitesinde bulabilirler, UFRAD’ın eğitimlerine gelebilirler, temsilcilerimizden franchise koçluğu alabilirler, çevrelerinde iş hayatını bilen, franchise almış kişilere danışabilirler.

Ben özellikle franchise alacakları markanın sahibini tanıyıp, niyetini ve kabiliyetini anlamalarını öneriyorum. Niyeti kötü olanın yanına hiç yaklaşmasınlar, marka yaratma kabiliyeti olmadığını görürlerse yanından hemen uzaklaşsınlar.

 

Dünyada ya da Türkiye’de bu konuda başarılı bulduğunuz örnekler var mı?

Markaların başarıları piyasada görülüyor. Elbette piyasanın içinde olduğumuz için özellikle yeni gelişen markalar hakkında görüşüm ve başarılı bulduklarım var ama, bunu “at yarışı tüyosu” verir gibi söylemeyi yanlış buluyorum. Çünkü F&M olarak bizim felsefemiz, kişinin potansiyeline uygun işi önermektir. Örneğin seçtiğimiz ve birlikte çalıştığımız birçok başarılı marka var, her gün birçok girişimci bu markalar için bize başvurur, ama biz sadece girişimciye uygun markayı öneririz.

UFRAD olarak başarılı franchise markalarını belirleyip yıl sonunda ödüller vereceğiz. Kriterlerimiz daha çok sayısal büyüme olacak. Umarım bu sıralama girişimcilere ışık tutar. F&M önerilerini almak için girişimcilerin temsilcilerimize gelmeleri ve bizim onları tanımamız gerekiyor.

 

Türkiye’de franchise sistemi gittikçe yaygınlaşıyor. Önümüzdeki dönem nasıl bir trend izleyecek?

Franchise markalar giderek güçlenecek, yayılacak. Tüketicilerin ve AVM lerin tercihi de bu gelişmeyi destekliyor. Yerli markalar bu işi öğrendi ve güçlendiler, bundan sonra dünyaya açılacaklar.

Franchise zincirlerin gelişmesi, üç turlu bir yarış gibidir. Birinci tur toprak yolda at arabasıyla, ikincisi asfalt yolda otomobille, üçüncüsü Formula pistinde yarış arabasıyla yapılır.

Birinci turda “iyi ürün” yeter, işi kuran girişimci bunu başarırsa büyür, şubeler açar, bayilik talebi alır. İkinci turda “iyi franchise” gerekir, marka, kalite, insan, tedarikçi, finans yönetimi şarttır. At arabasıyla asfalta çıkan geçilir, otomobille toprak yola giren çamura saplanır. Türkiye’de yaşadığımız işte budur. Pist değişirken markanın sahibinin de değişmesi gerekiyor. Esnaflığı bırakıp iş adamı olabilir, işi okumuş çocuklarına bırakabilir, yanına ortak alabilir veya markasını satabilir, ama aynen devam edemez. Tahminim, birinci turu geçen markaların çoğunun sermaye şirketleri tarafından satın alınacağı.

Üçüncü turda “global vizyon” şarttır. Zincirler dünyaya açıldığında farklı kurallarla çalışmak, her pazarda güçlü rakiplerle savaşmak zorundalar. Kadrosunu, altyapısını buna hazırlamayan, otomobille Formula pistine çıkmış gibi olur. Beklentim bazı yerli girişimcilerin global pazarda başarılı olacağı, bazı yerli markaların ise global şirketler tarafından satın alınacağı yolunda.