19 Nisan 1999
BAYİLER FRANCHISE OLUYOR
Ulusal Franchising Derneği (UFRAD) olarak, 1991 yılında kuruluşumuzdan bu yana Türkiye’de franchising sistemini tanıtmak, yaygınlaştırmak ve uygulama esaslarını belirlemek için uğraştık durduk. Gazeteleri, dergileri, radyoları, TV’leri dolaştık; özel ekler, özel dergiler, özel programlar yaptırdık. Şehir şehir gezip seminerler verdik, fuarlar düzenledik, Avrupa’da, Amerika’da fuarlara katıldık. Çok çalıştık ama, sistemin yeni ve yabancı olmasından ötürü doğrusu, aldığımız mesafeyi hiçbir zaman yeterli bulmadık.
Rekabet Kurulu, Şubat 1999 içinde, bizim yıllardır uğraştığımız işi gerçekleştirdi. Hem de sadece bir tek yayınla.. Resmi Gazete’de çıkan bir tebliğle! Hem franchising’in tanımını yaptı, hem de adeta zorunlu uygulamaya koydu ! Artık Türkiye’de franchising için uzun boylu tanıtıma filan gerek kalmadı. Tersine, bundan sonra firmalar Rekabet Kurulu’na “ben franchise veriyorum” diye başvuracak, Kurul da “gerçekten franchise yapıyor mu” diye bakıp karar verecek.
İşin başlangıcı, 1994 yılında çıkan Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’a kadar dayanıyor. Avrupa Birliği’ndeki uygulamaya paralel olarak, bizde de kanun çıktı, uygulayıcısı olan Kurul oluşturuldu, sırayla da tebliğler yayınlanarak birer birer şirket birleşmeleri, firmaların birlikte hareket ederek piyasayı yönlendirmesi, tek elden satın alma, tek elden dağıtım, ve nihayet franchising durumlarında nasıl çalışılacağı konularına açıklık getirildi.
Ürünlerini bayiler eliyle dağıtan firmalar, bazı eski alışkanlıklarından vazgeçmek zorunda kaldılar. Münhasır bayilik sisteminde çok doğal karşılanan, hatta sistemin esasını oluşturan bazı hak ve kısıtlamalar, örneğin firmanın kendi ürettiği malları sattırması, veya bir bölgede satış hakkının tek bir bayide olması, vb. yasaklandı.
Buna karşın, franchise sistemini kullananlar, “bayilerine” belli zorlamalar getirebiliyorlar. Örneğin bölge koruma, belli yerde ve bölgede çalışma, belli ürünleri kullanma ve satma, rekabet etmeme, sır saklama gibi sınırlamalar konabiliyor. Bunun ötesinde, franchise sisteminin gereği olan disiplini sağlayan hükümleri de uygulanabiliyor. Kanunun mantığı gereği, fiyatı merkezden belirlemek ve diğer bir takım uygulamalar halen yasak ama, bayilik sisteminin alışkanlıklarını sürdürmek için kalan tek formül, sistemini franchising olarak adlandırmak.
Rekabet Kurulu, bu ihtimale karşı neyin franchise olup neyin olmadığını da net bir şekilde açıklamış. Buna göre, “özellikleri, fiyat ve kullanım amacı bakımından aynı olan veya kullanıcılar tarafından eşdeğer sayılan mallar” franchise konusu olamıyorlar. Yani firma kendi kendini “franchise” olarak adlandırsa da, Rekabet Kurulu bunu kabul etmeyebiliyor.
Bu durumda bayilik sistemiyle çalışan firmalar, Rekabet Kanunu’nun getirdiği sınırlamalardan kurtulmak istiyorlarsa, ne yapıp edip, ürünlerini farklılaştırmak ve “kullanıcı tarafından eşdeğer sayılmasından” kurtarmak zorundalar. Fakat bir sobayı, bir kalemi, bir lambayı ne kadar farklılaştırabilirsiniz? Ürünlerin yanında bayilere yönelik özel hizmetler sunmak, kullanıcıya farklılıklar getirmek gerek. Ancak bu şekilde gerçek anlamda franchise olmak ve belli muafiyetlerden yararlanmak mümkün.
İşte bu nedenlerle şimdilerde franchising çok moda. Rekabet Kurulu’ndan kaçanlar, franchising’in adını kullanmaya çalışıyorlar. Ne var ki, bir kez franchising’i tanıdıktan sonra, üstünlüklerini fark edecek, bayilerine ve müşterilerine farklı ve kaliteli hizmet götürecek, ardından sistemi tüm unsurlarıyla uygulayamaya başlayacaklar. Yani Türkiye’de franchisingi kanun zoruyla uygulayacaklar.
Bu konuda detaylı bilgi ve ilgili mevzuatı almak için, (0212) 296 66 28’den UFRAD’ı arayabilirsiniz.