Skip to Content
← Yazılar Sayfasına Dön

Para dergisi Franchise magazin eki - Haksız rekabet

Osman Faik Bilge · 05/16/1999
Franchise zincirler ülkemizde markasız işletmelerin haksız rekabetiyle karşı karşıya

HAKSIZ REKABET

 

Ülkemizde franchising’in etkin olduğu, hizmet sektöründeki küçük işletmelerde “iş yapmak” hem kolay, hem zor! Yani ne niyetle yaptığınıza bağlı olarak kimilerine kolay, kimilerine zor. Biraz daha açarsak, gözünü karartıp çekleri senetleri imzalayan, işinde kural tanımayan, ürün ve hizmetlerinde standart aramayan, sorun çözerken öncelikle ilişkilerini kullanan girişimciler için kolay; tüm kurallara uyan, yatırımını gereğince yapan,  hesabını bilen, tüketici haklarına saygılı, uzun vadeli düşünen girişimciler için zor. Bunun da nedeni, en açık deyişle, HAKSIZ REKABET .

Gelişmiş ülkelerde, tüketicinin ve sektörün korunması amacıyla pek çok hizmet dalında girişimcilerde eğitim almış olma şartı aranıyor. Bazı işlerde de bölgesel sınırlama getiriliyor. Yani taksici veya emlakçı olmak için aynen bizde noter veya eczane açarken aranan şartlar aranıyor. Hizmet sektörünün tamamı da etkin ve eşit bir şekilde denetleniyor. O nedenle kimse kaçak işçi çalıştırmıyor, KDV’yi cebine atmıyor, kaliteden çalamıyor. Franchise işletmeler de verimlilikleri ve markalarıyla kolayca öne çıkıyorlar.

Bizde ise devlet üstüne düşen görevi yapmıyor, aldığı paranın (verginin) karşılığını vermiyor, fırsat eşitliğini sağlamıyor. Yeri yurdu belli, kalitesi ortada fabrikaları, depoları, mağazaları muntazaman denetliyor; merdiven altında imalat yapan, kaçak mal satan, fişsiz faturasız çalışan, seyyar satanları kendi haline bırakıyor.

İşte franchising'in önündeki en önemli engellerden biri, bu haksız rekabet.

Siz sektörünüzün önünde gidiyor, modern bir zincir kuruyor veya master franchise alıyorsunuz; dünya standartlarında bir sistemi getiriyorsunuz; franchise alanlarınızı ikna edip yatırım yaptırıyorsunuz; gelişmiş ülkelerdeki standartlara uygun hammadde aldırıyorsunuz; mal ve hizmet ürettiriyorsunuz; yasaların gereği olan KDV, SSK, vergi ve harçları ödüyorsunuz; en iyi noktalarda yüksek kiralarla duruyorsunuz; bunun gereği ve sonucu olan fiyatlarınızı da koyuyorsunuz; bir de bakıyorsunuz ki, yerli emsallerinizden pahalı kalmışsınız. Her ne kadar siz kendinizi ayrı bir “klas”, çok farklı bir “standart”, müşterinizi “farklı bir kitle” olarak da tanımlasanız, ucuzcular “rakip” değilse bile “alternatif” olarak karşınıza çıkıyor.

Örneğin ofis temizliğinde hızlı, verimli, uygun temizlik malzemeleri kullanan, eğitimli elemanlar çalıştıran bir sistem kurdunuz. Alışveriş ve iş merkezlerinde belki rakipsizsiniz ama, ofislere verdiğiniz teklifler, kayıtsız, vergisiz, faturasız çalışan iş hanının kapıcısının köyden gelen karısına göre “çok” pahalı kalıyor. Örneğin, benzinli motorlarının verim ölçümü ve ayarını yapan dünyanın bir numaralı sistemini getirdiniz, fakat “kulak ayarı” yapan sanayideki ustaların fiyatı sizin üçte biriniz kalıyor. Örneğin, müzik ve kitap ağırlıklı çalışan pırıl pırıl mağazalar açtınız, fakat dışarısı korsan yapım bandrolsüz, indirimli kaset, CD, kitap satanlarla dolu.

 “Sizin müşterileriniz” belki farkınızı anlıyor ve ödüyorlar ama, siz müşteri piramidinin yüksek gelir grubunu oluşturan “tepesine” sıkışıp kalıyorsunuz. Kurduğunuz konsept gelişmiş ülkelerde geniş bir tüketici kitlesine hitap ettiği için karlı çalışırken, siz burada hiç beklemediğiniz bir kısıtlamayla karşılaşıyorsunuz. Bunlar, hem franchise alacak yatırımcıları korkutuyor, hem de karlı çalışabilecek işletme sayısını sınırlıyor. Sonuçta Türkiye çapında 50 işletmeyle mükemmel bir çıkış yapabilecek bir zincir, 15 işletmede kaldığı zaman bir türlü kalkınamıyor, hak ettiği yere gelemiyor. Belli semtlerde, belli şehirlerde sıkışıp kalıyorsunuz, Genel giderlere, yönetime, reklama, promosyona, araştırmaya satıştan “yüzde” olarak ayırdığınız miktarlar hiçbir şeye yetmiyor. İşe aldığınız uzmanlar sıkılıp kaçıyor, hep yeni elemanlarla çalışmak zorunda kalıyorsunuz. İşinizi iki yıl sonra profesyonellere devredip, yeni girişimlerde bulunmayı planlarken, işin başına çakılıp kalıyorsunuz; Pazarlama masraflarını zorunlu olarak kısıyor, dergilerde, fuarlarda görünmüyor, sadık müşteri kitlenize ve onların tavsiyesiyle gelenlere mahkum oluyorsunuz.

Dünya çapında çalışan ve başarısını kanıtlamış bir sistemi Türkiye’ye getirmeden önce incelenmesi gereken önemli konulardan biri de bu haksız rekabet ortamı. Hijyen zorunluluğu, kaliteli hammadde kullanımı, yüksek üretim standardı, tüketiciye karşı sorumlulukların yerine getirilmesi, çalışanların vergi ve sigortaları, fiş kesip KDV ve gelir/kurumlar vergisi ödeme, vb. gibi aslında “yasal zorunluluk” olan şeyler, yerel rakip veya alternatiflerinizde ne derece var? Sektördeki devlet denetimi ne kadar etkili? Meslek kuruluşlarının iç denetimi etkin mi? Sizi haksız rekabete karşı koruyacak tek güç müşteriniz olacaksa, tüketici ne kadar bilinçli? 

Dünyanın “en iyisi” sayılanlardan, dünyanın en yaygın dondurmacısı, dünyanın en başarılı temizlikçisi, masterfranchise yoluyla geldikleri Türkiye maceralarını kısa sürede bitirdiler. Dünyada “yeterince iyi” olan ve yüzlerce, binlerce franchise vermiş zincirler de  ülkemizde zorlanıyorlar. Oturmuş bir pazarda, uygun bir işletmeci ve iyi bir yer seçimi başarılı olmalarına yeterken, Türkiye’deki haksız rekabet ortamında sıkışıp kalıyorlar.

Başarılı olmak için yerel rakiplerinizden çok daha verimli çalışmak, daha yüksek cirolara ulaşmak, daha iyi tanıtım yapmak, reklam ve promosyona daha fazla bütçe ayırmak zorundasınız. Haksız rekabeti aşmanın yolu tüketiciye kendinizi beğendirmekse, gerekeni yapmalısınız. Kaçakçıyla, taklitçiyle, kalitesizle, faturasızla mücadele etmek için gerekirse devletle, meslek kuruluşlarıyla, avukatlarınızla, basınla birlikte hareket etmelisiniz. Bu gücünüz ve birikiminiz var mı? İşin bu şekilde gelişmesine hazır mısınız? Yeni ve dünya standartlarında bir işe başlamadan önce araştırılması, tartılması, fizibilitesi yapılması gereken konulardan biri de bu olmalı.

Muhakkak ki ülkemizde de sonuçta kaliteli hizmet ve müşteri tatmini galip gelecek, yasalar sokakta da geçerli olacak. Ama acaba bu haksız rekabet ortamında sizin işletmeniz o günleri görebilecek mi?

Aman dikkat!