Düşünün ki, gelişmiş ülkelerde ve daha bir çok yerde son derece başarılı olmuş bir sistemi, kılına dokunmadan Türkiye’ye getiriyorsunuz ve o marka tutmuyor ! Dünyanın en iyi dondurmacısını getiriyorsunuz, Maraş’lı rakibiniz karşısında aciz kalıyorsunuz. Dünyanın en iyi temizlik firmasını getiriyorsunuz, okuma yazması olmayan Ayşe Teyzeler ile rekabet edemiyorsunuz. Amerika’dan, franchise sisteminin mucidi mobilyacıyı getiriyorsunuz, Kayseri’den gelenler binlerce satış noktasına ulaşırken siz bir tane franchise veremiyorsunuz. Sonuçta işi kapatıp bırakıyorsunuz.
Veya dünyanın en yaygın hamburgercisini, pizzacısını, tavukçusunu, kargocusunu, marketçisini, fotokopicisini getiriyorsunuz, işler bir türlü istediğiniz yere gelmiyor. Vazgeçip devrediyorsunuz, başkası pekala beceriyor.
Oysa siz franchise işine “kesin çözüm”, “başarı garanti” diye girmiştiniz. Şimdi “nerede yanlış yaptım” diye düşünüyorsanız, veya bu duruma hiç düşmemek istiyorsanız, gelin sizden önce bu acı deneyimi yaşayanların “son sözleri”ne ve buna getirdiğimiz yorumlara kulak verin.
Bu millet cahil, bunu da anlamadılar işte !
(haklı olabilirsiniz ama, siz işe başladığınızda daha bilgili değillerdi ki.. belki de kendi tüketim alışkanlıklarınızı esas almak yerine pazarın hazır olup olmadığına iyi bakmanız gerekiyordu)
Bu mal bu fiyata kardeşim.. yani bedava mı verseydik ?
(elbette ürününüzün, hizmetinizin değerini alacaksınız, fakat sakın hedef kitlenizin gelir düzeyi sizin fiyatlarınızı karşılamıyor olmasın..)
Tanıdığım herkese sordum, hepsi çok sevdi, hatta daha açılmadan sipariş verenler oldu..
(kendinizin ve yakın çevrenizin de içinde bulunduğunuz dar bir tüketici kitlesine hitap eden işler bazen genel giderlerini karşılamayabiliyor)
İşi bıraksam bile, makineleri ne zaman satsam para eder !
(yatırım çok ağır da onun için ölüsü bile para ediyor.. peki dirisi nasıl çıkaracak bu yatırımı?)
O kadar para verdim, en iyisi bu diye bunu aldım. Zaten biz işi bilseydim kendim yapardım!
(kendiniz söylüyorsunuz, bilmeden girmişsiniz işe.. parayla saadet olmuyor.. bir de işin ruhuna yabancıysanız, pek şansınız kalmıyor)
Adamlar ellerinden geleni yaptılar, defalarca geldi gittiler. İstanbul’u da çok sevdiler. Seneye karısıyla tatile Türkiye’ye gelecek.
(iyi ağırlamışsınız, misafirperver Türk imajını korumuşsunuz, sağolun.. fakat franchise verenden beklemeniz ve almanız gereken başka şeyler vardı.. ana firma yeterince ilgi göstermezse, siz de ne almanız gerektiğini bilmezseniz, böyle “rakı-şiş kebap” muhabbeti yaparsınız)