Perakende ve franchise alanında 2012 de neler oldu, 2013 te neler bekliyoruz, ana hatlarıyla değinelim.
Avrupa’da halen etkisini sürdüren global kriz perakendede bitti. İç pazar hareketli, boş dükkan yok. Bankalar kredi musluklarını açtı, ancak tüketicimizin olmayan parayı harcama ve kredi kartlarını patlatma alışkanlığı sürüyor. Krizden mağdurları perakendeye yöneliyor, yaptığını satamayan inşaatçı, ihracatı kesilen tekstilci, malı vitrinde bekleyen kuyumcu, kafe, restoran açtı. Yüksek ciro yapabilen, para kazandıran perakende markalarına ilgi arttı.
Büyük zincirler yurt dışı fonlardan ve yerli sermayedarlardan yatırım aldılar. Migros, Koton, Kahve Dünyası gibi. Yerli sermaye büyümeye aday zincirlere de ilgili, Doğuş gibi arayışta olan birçok grup var. Birinci tur koşucularının dönemi kapanıyor, ikinci tur koşucularının dönemi başlıyor. Büyümeyi başaran dünyaya açılacak, başaramayanlar güdük kalacak. Süper lig ve amatör küme ayrışması keskinleşecek.
Para kazandıran markalara ilgi artınca sektöre para girdi. İşletmeler büyüdü, hava paraları ve yatırım miktarları yükseldi. Geçen yıl 100-200 bin lira ile makul işler kurulabilirken bu yıl milyonu bulan yatırımlara alıştık. Mevcut bayileri yeni açılacak yerleri kimseye bırakmıyor, belli markalar için torpil aranır oldu. Sonuçta işe giriş bedeli yükseldi. Süper lig markaları belirginleşiyor.
Devlet perakendeyi kayıt altına almak için çalışıyor. Kredi kartı, yemek çeki, indirim kuponu, banka havalesi, otomasyona bağlı yazar kasa derken kaçak azaldı. Fiş keserim başım ağrımaz diyenler çoğaldı. Kaçırdığı vergiyi kar zannedenler yolun sonuna geldi, ana caddelerde, alışveriş merkezlerinde yer bulamıyorlar. Süper lig oyuncuları zaten vergili yaşama alışkınlar. Amatör küme oyuncuları arka sokaklara çekiliyor.
Alışveriş merkezleri vazgeçilmez alışkanlık oldu. Başlarda plansızca yapılan, salt alışveriş içeren blok binalar kapandı veya fonksiyonu değişti. Güzel mimarisi olan yaşam merkezleri giderek güçleniyor, şehrin parkı, marketi, kültür merkezi, düğün salonu, spor alanı vb. oluyor. Rekabet olsa bile, iyi yönetilen AVM yaşıyor, başta zorlansa bile üçüncü yılında müşterisini tutuyor, çevresindeki esnafın işi bitiyor. Dengeler kurulurken şimdi yüksek olan kiralar da makul düzeylere gelecek.
Süper lig oyuncuları, iyi iş yapan zincirler, merkez kadrosunu ve operasyon ekibini güçlendirdikçe, franchise vermekten vazgeçiyor, kendi şubelerini açıyorlar. Önceden dükkan yönetiminden kaçanlar şimdi perakende karını işletmeciye bırakmak istemiyorlar. Franchise verse bile kar marjını daraltıyor, para akışını kontrol ediyor. Franchise alanlar açısından yüksek volümlü ve karlı iş fırsatları azalıyor.
Buna karşın franchise almak isteyenlerin baskısıyla yurdun her köşesinden yeni zincirler çıkıyor. Adeta franchise patlaması yaşanıyor, sayıca Avrupa birincisiyiz. Türk mutfağının zenginliğinden ötürü bu gelişmede yiyecek konseptleri başı çekiyor. Yeni oyuncular önce amatör kümede oynuyor, franchise tekniklerini geliştiren küçük bir azınlık süper lige yükseliyor. Yurt dışından marka getirenlerin de çoğu uyum sorunu yaşıyor, azı süper lige çıkıyor.
Fast food, restoran, kafe, bistro alanında franchise yayılıyor, yeni markalar çıkıyor. Dünyada zincirlerin dörtte biri gıdacıdır, bizde de en gözde sektör gıda. Giyim zincirlerine yenilerin katılması zorlaştı, mevcut markalar yeni pazarlarda büyüyor. Süpermarket, elektronik, yapı market alanında büyükler birbirini yutuyor, yeni marka çıkmıyor. Dersanelerin dönemi kapanıyor, çok sayıda girişimci ve bina var, eğitim alanında her konuda yeni zincirler çıkacak, örgün eğitime paralel bir sektör oluşacak. Belediyeler zaten eğitimi bedava veriyor, dil kursları yoğun rekabet içinde, yeniler kişisel gelişime ve küçük yaşlara yönelecek. Abaküsle matematik öğreten, legoyla zeka geliştirenler gibi birçok zincir çıkacak. Hayatı kolaylaştıran eve ve işe yönelik hizmetler yetersiz, bu alanda yaygın ve uygun fiyatlı zincirler gelişecek.
Yatırım bedelleri yükseldiği için bankaların bu oyunun içine çekilmesi şart. Franchise kredileri büyümeyi sağlayacak, ama bankaların standart ürünleri, standart kredi koşullarını taşıyor. Sermayesi ve teminatı sınırlı bir yeni girişimci için ulaşılabilir değil. Franchise verenlerin kredi konusunda banka ile birlikte çalışması, kendi markasına kefil olması şart. Bankalara geri alma garantisi verip, bayilerine teminatsız kredi sağlayanlar var, ama bunun bilinmesini bile istemiyorlar. Kredi pazarında rekabet oluşup, bankalar riski üstlenmeye gönüllü olana kadar, markasını büyütmek isteyen franchise verenler taşın altına elini koyacak, başka yolu yok.