Türkiye, franchise alanında hızlı gelişmesini sürdürüyor. Yurdun her köşesinden zincir markalar çıkıyor, zincir sayısında Avrupa ülkelerini geçtik. Bu dinamik yapıyı doğru okursak, 2013 ve ilerisi için daha doğru gelişme tahminleri yapabiliriz. Ana hatlarıyla değinelim.
Karar tüketicinin
Öncelikle franchise zincirlerin gelişmesini sağlayan, markanın, paranın, girişimcinin gücü değil, tüketicinin zayıflığıdır. Tüketici satıcıyı ve ürünü tanıdığına inanıyorsa, markaya bir kuruş fazla ödemez, sebzesini pazardan, etini kasaptan alır. Kaliteli ürün ve hizmeti makul fiyata satan franchise zincirler büyüyemez, standart ürünü en ucuza satan şube zincirleri piyasaya hakim olur. Örneğin gıda, elektronik, yapı marketlerde yaşanan gelişme budur. Türkiye’de gelir arttı, arz arttı, tüketim arttı, tüketici hareketlendi, tanıdığı ortamdan çıkınca markanın güvencesini ve prestijini arar oldu. Örneğin eskiden Moda’da denize bakan tahta sandalyeli, sobalı çay bahçesine giderdi, artık sokağa bakan yabancı markalı kafe zincirine gidiyor. Pazarın geleceğini okumak isteyen, kendi tüketici reflekslerine kulak versin. Tanıdık esnaftan alınan hizmetler için gelecekte franchise markalar tercih edilecek. Emlak, eğitim, sağlık, spor, temizlik, iş hizmetleri, ev hizmetleri, araç hizmetleri, turizm gibi alanlarda dünyadaki zincirler gelecek, yerli zincirler büyüyecek.
Süper lig – amatör küme ayrışıyor
Gelişimi belirleyen diğer önemli faktör, ekonomideki yapısal değişim. Markasız, denetimsiz, vergisiz dönem bitti, eski düzenin oyuncuları saha dışına itiliyor. AVM ler markaları büyütüyor, markalar sokakları ele geçiriyor. Vergi vermediği, markaya yatırım yapmadığı, kaliteye masraf etmediği için kar eden merdiven altı üreticiler büyük şehirlerden, ana caddelerden çekiliyor. Her krizden markalı zincirler güçlenerek çıktılar. Perakendeciler adeta süper lig – amatör küme takımları gibi net biçimde ayrıştılar. Son darbeyi devlet vuruyor, kalite, personel, vergi denetimleri sıklaşınca bu maliyetleri kaldıramayan markasızlar işten çekiliyor. Eskiden sosyal politikalar doğrultusunda gecekonduya göz yuman devlet nasıl şimdi gecekonduları yıkmak için formül üretiyorsa, merdiven altı işler de aynı akıbeti yaşayacak. Eski düzendeki işi tıkananlar, zincir markalardan franchise almayı çare olarak görüyor. Zincirlere talep arttı ama, arz artmadı, her yere kafe, köfteci, simitçi açılamayacağı için fiyatlar şişti. İyi kazanan dükkanlar milyonlara devroluyor, talebi gören zincir oluşturuyor.
Gıda büyüyor
Dünyada gıda, franchise işlerin dörtte birini oluşturan en büyük sektör. Zincirleşmeye en uygun alanlardan biri. Üç kıtaya yayılmış Osmanlı imparatorluğunun zengin mutfak mirası, Türkiye’nin zengin gıda kaynakları, bu alandaki gücümüzün temelini oluşturuyor. Amerikan zincirlerin ülkemizde 30 yıla yakın geçmişi var, franchise tekniklerini ve sistematik çalışmayı öğrenmiş çok insanımız var. Bu ikisi birleşince ortaya Türk mutfağına dayanan modern zincirler çıkıyor. Başta biraz bocalıyor, ürüne ve ustaya fazla önem veriyorlar, ama işi öğrendikçe franchise tekniklerini kullanıyor, ürünü bozmadan standartlaşıyorlar. Örneğin Hacıoğlu lahmacun başta taş fırında pişiriyordu, artık konveyörlü pizza fırını kullanıyor. Zengin Türk mutfağı ve franchise teknikleri, akıllı girişimcilerin elinde dünyayı fethedecek. Bu konuda ürün ayrımı yapmıyorum, hepsinin şansı yüksek, yeter ki franchise yöntemleri doğru kullanılsın. AVM lerde piyasa hızla dolduğu için, gelecekte sokaklarda gelişmeyi beceren markalar çok yaygınlaşacak. Örneğin Simit Sarayına başta AVM ler yer vermediği için sokakta büyüdü, gelişti, şimdi AVM ler davet ediyor.
Sermaye giriyor
Zincirler büyüdükçe iş daha kolay yönetilir hale geliyor. Kuruluş aşamasında teknik bilgi, gelişme aşamasında marka ve zincir yönetme, büyüme aşamasında ise sermaye ve yönetim teknikleri önem kazanıyor. Önceden esnafın işi gibi görülen, sanayicilerin ilgi göstermediği perakende işleri artık uluslar arası fonların ilgi alanına girdi. El değiştirmeler hızlandı, satılmak için zincirler kurulur oldu. Örneğin Shaya grubunun onlarca markayla Türkiye pazarına girmesi, Doğuş grubunun yerli-yabancı onlarca markayı alması, onlarca fonun ortaklık için Türkiye’de zincir arıyor olması bunun kanıtı. Büyüyüp sermaye alanlar gelecekte piyasaya hakim olacak. Bankalar da franchise işlerin güvenli gelişmesini görünce avantajlı koşullarda kredi kullandıracak.
Sonuç olarak markalı perakende işler giderek daha gelişmiş, daha zor girilen, daha çok para isteyen bir hale geldi. Marka sahipleri mağazacılığı öğrendikçe kendileri şube açmaya başladı, franchise vermiyor, hatta verdiklerini geri alıyorlar. Örneğin kafe, konfeksiyon alanında bu yaşandı. Franchise alacaklara önerim, kendi kişisel özelliklerine uygun işi seçmeleri, güçlü bir markayla yola çıkmaları, rekabetin yoğun olduğu değil, yeni gelişen sektörlere girmeleri ve seçimlerinde yüksek karlılığa değil, sürdürülebilir karlılığa öncelik vermeleri.