Skip to Content
← Yazılar Sayfasına Dön

Franchise Dünyası dergisi - Dondurma

Osman Faik Bilge · 07/12/2016
Dondurmacılar nasıl franchise olur? Yabancılar nasıl yaptı, yerliler ne yapmalı?

Dondurma franchise olur mu

 

Dondurmanın geçmişi milattan önceye kadar gidiyor. Dağdan kar getirip bal ve meyveyle karıştırırlarmış, yazın iyi gidermiş. Haliyle maliyeti yükseldiği için yüksek tabakaya mahsus bir zevkmiş. Çinliler, İran’lılar, Yunanlılar da yaparmış ama, bugünkü formatına Romalılar getirmiş. İtalya’dan 16. yy da Fransa’ya, 17. yy da İngiltere’ye, 18.  yy da Amerika’ya geçmiş. 19. yy da halkın alabileceği fiyatlara inmiş. 1930’larda Amerika’lılar ustalık gerektirmeyen, havayla şişirilmiş, yumıuşak ve çok ucuz makine dondurmasını bulunca fast food ile birlikte yayılmış.

Bugün dünyada dondurmada İtalyan ve Amerikan tarzı yarışıyor. Endüstriyel dondurmanın ambalajlı, gastronomi ve ev olmak üzere üç farklı pazarı var, Algida üretimde, McDonald’s tüketiciye satışta lider. Sektörün oyuncuları büyük olunca reklam bütçeleri de büyüyor, tüketimi yönlendiriyor, hiçbir şey eskisi gibi olmuyor.

Türkiye’ye dondurmanın gelişi yeni sayılır. Maraş’ın sahlep ve keçi sütüyle yapılan koyu dondurması üstün lezzetiyle sarayda sevilmiş, fesli ve atraksiyonlu sunumu, sade ve kakaolu çeşidiyle Türkiye’ye yayılmış. İtalyan tarzı dondurma Balkanlardan gelmiş, İstanbul’dan başlayarak “Roma dondurması” adıyla satılmış. Hemen her yörede yazları çalışan irili ufaklı dondurmacılar var, eskiden hepsi kendi yapardı, şimdi endüstri gelişti, çoğu hazır alıyor. Her işte olduğu gibi, bu işte de “Premium” ve “Standart” ayrımı var, her yörede az sayıda meşhur, usta işi, pahalı dondurmacı ve çok sayıda sıradan, ucuz dondurmacı var.

Uzun yıllar dondurmacılık işi bu formatta gitti. İnsanlar akşam yürüyüşe çıkınca dondurmacının önünde kuyruğa girdi, iyi dondurma yapan yazın para kazandı, kışın kapadı veya turşu sattı. Ama artık markalı kafelerde sosyalleşme dönemine girdik, hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Sevdiği ürün için taa bilmemnerelere gitme devri bitti, insanlar sevdiği mekana gidiyor, sevdiği ürünün aslını değilse bile benzerini buluyor. Pastalar donuk dilimlerle, dondurmalar 5 litrelik küvetlerle geliyor.

Meşhur dondurmacılar kafeye dönüşmek, franchise vermek, merkezi üretimden para kazanmak istiyorlar, ama geç kaldılar. Mado’nun takipçisi çok ama, rakibi yok, onun franchise işini öğrenmek için zamanı vardı, yenilerin yok. Zincirleşmek için iyi ürün tek başına yetmiyor, gereken altı unsur, güçlü marka, işlek yer, farklı konsept, akıcı operasyon, uygun fiyat, en son olarak da iyi ürün. 

Dondurmadan para kazanmak isteyenin bu durumu göz önüne almazsa hayal kırıklığı yaşar. Bir ustanın dondurması çok iyi olabilir, yazın çok iyi satabilir, ama buna güvenip mekan açan, hele ki franchise alan beklediğini bulamayabilir. İyi ürüne uzaktan gelen müşteri sayısı giderek azalıyor. Endüstri gelişti, aslı değilse bile benzeri her yerde bulunuyor. Zincir kurmak isteyene önerim, franchise tekniklerini geliştirmesini ve altı unsurun en az dördünde iyi olması. İşletme açacak olana önerim, ürünü en iyi olanı değil, iyi franchise yapan ve altı unsuru dengeleyen zinciri seçmesi. Tüketicilere ise önerim, üşenmeyip iyi ürünün peşinden gitmeleri, ustasını iyi franchise yapmaya özendirmeleri. Bu ülkenin daha çok Mado’lara ihtiyacı var.