Nedir
Franchise Türkiye’de 30 yılda bir şekilde gelişti. Başta yabancılara ilgi gösterdik, sonra dört bir yandan yerli markalar çıktı. Başta gıda olmak üzere her sektörde biraz meşhur olan herkes franchise veriyorum diye ortaya çıktı, franchise altyapısını oluşturmadan franchise verdiler. Hepsi de franchise alacak birilerini buldular. Acemilik dönemlerinde çok “telefat” verdiler, biri açılırken biri kapandı, çok kişi mağdur oldu. Esasen zincirler, franchise alanların sermayelerini, emeklerini, umutlarını yiyerek büyüdüler. Bugün Türkiye’de 2000 civarında zincir marka var, sayıca Avrupa’yı geçtik, ama bunların hepsine “franchise” demek mümkün mü? Aynı markayla iki pideci açan iki kardeş, üçüncüyü komşu kasabada birine açtırınca franchise zinciri olur mu?
Ben bu olguya “Türk tipi franchise” diyorum. Yurdum insanının özgüveni tamdır, gördüğü işe hemen saldırır; cefakardır, canla başla çalışır; liderlik ruhu güçlüdür, takımını kurar ve babacan tarzla yönetir; ama organizasyon kabiliyeti zayıftır, plansız büyür, hazırlık yapmaz, altyapıya çalışmaz, kurumsallaşmaz. Sonuçta körlerin arasında şaşılar marka olur, franchise verir, elbet aralarından sıyrılan bir azınlık büyümeyi başarır. Böyle bir gelişme bize has, başka ülkelerde yaşanmıyor.
Nasıl gelişti
Sadece karakterimiz değil, belli çevresel koşulların da etkisi oldu bunda.
· Ciddi araştırma yapılmıyor, verimli çalışan, fayda üreten iş fikri yok, uyduruk yenilikler inovasyon sanılıyor, işler birbirinin taklidi, kimse para kazanamıyor. Biraz farklı ve başarılı iş herkesin hayallerini süslüyor, franchise veriyor.
· Sermaye az, kredi zor, risk sermayesi yok, piyasa tedarikçi kredisiyle dönüyor. Zincir zayıf halkadan kırılıyor, krizde herkes birden dökülüyor. Müşteri çeken, para kazanan, batmaz sanılıyor, franchise talebi patlıyor, fiyatı yükseliyor.
· AVM ler yayılıyor, hepsi iş yapamıyor, kiracılar kaçıyor, AVM de büyük zincirlere kiraya vermeyi tercih ediyor. Zincirler büyürken yeniler yer bulamıyor, girişimciler mecburen franchise alıyor.
· Yabancı zincirler geldiğinde küçük başlıyor, sistem kuruyor, kadro kuruyor, yavaş büyüyor, yatırım istiyor. Her ekonomik krizde yeni gelmiş yabancılar dökülüyor, yerli zincirler gemisini yüzdürüyor, krizlerde büyüyor.
İstikrarlı bir ortamda canımıza okuyacak dünya markaları çekilince, ortalık Türk tipi franchise zincirlere kalıyor. 25 yıllık avans artık tükendi. Yerli-yabancı büyük sermaye işe girdi, zincir markası olmak zorlaştı. Şimdi artık sistemli çalışanlar büyüyor, zayıf markalar satıp çekilme çabasında.
Nasıl değişir
Franchise zincirlerin 6 gücü, 4 ortağı vardır.
· Katma değeri “yaratan güçler” konsept, ürün, fiyat, marka, yer, operasyondur. 1-2 güçle yola çıkan çabuk yorulur, 3-4 güçle büyüyen tökezler, 5-6 güce sahip olan dünyayı fetheder.
· Katma değeri “paylaşan ortaklar” franchise veren, franchise alan, tedarikçi, tüketicidir. 1-2 ortağın kazandığı zincir büyüyemez, 3-4 ortak kazanırsa kalıcı olur.
Eksik güçle yola çıkan, sadece ürünü, sadece dekoru, sadece fiyatı, sadece yeri iyi olan, kendi yerinde para kazanıyor, franchise verince çuvallıyor. Müşteri meşhur dükkana üşenmeyip gidiyor, dükkan ayağına gelirse çakma hissi uyandırıyor. Sistem kurmadan franchise verince, işletmeler verimsiz yönetiliyor, kar edemiyor, kaliteyi koruyamıyor. Franchise veren anlaşmaya dayanıp fiyatları şişirirse kendi sonunu hazırlıyor.
Dükkan yönetmekle franchise zinciri yönetmek çok farklı işler. Birinciyi becerenin ikinciyi de iyi yapması beklenmemeli. Franchise vermek için hazırlık, strateji, organizasyon şart. Zincirleşmek için kadrolaşmak, dükkan açmak, beklemek gerek, yani sermaye şart. İstikrarlı başarı eğitime ve ekipmana dayanır, yani ar-ge şart. Kanımca geleceğin başarılı markaları bu şartları sağlayan birlikteliklerden doğacak. İşini bilen deneyimli işletmecilerle, sermaye sahibi işadamları bir araya gelince Türk zincirleri dünyaya yayılacak.